28 Şubat 2025 04:15
/
Güncelleme: 08:26

10. ölüm yıl dönümünde Yaşar Kemal | Kalemini kırmamak için zulme savaş açtı

Kalemini zulme karşı kırmayan Yaşar Kemal, bundan 10 yıl önce 28 Şubat 2015’te aramızdan ayrılırken bizlere mücadelesini ve umudunu bırakır, hiç bitip tükenmeyen tebessümüyle.

10. ölüm yıl dönümünde Yaşar Kemal | Kalemini kırmamak için zulme savaş açtı

Fotoğraf: Ahmet Sel/AA

Tarık Özyıldırım
tarikozyildirim3@gmail.com


Filozof Lukacs “Cervantes, Dostoyevski ve Stendhal, Homeros’un öz oğullarıdır” der. Bence Lukacs, Yaşar Kemal’i okusaydı Homeros’un öz oğlu Yaşar Kemal derdi… Çünkü Yaşar Kemal romanlarından röportajlarına Anadolu insanının destanını yazar. Özellikle 1951-1956 yılları arasında, Cumhuriyet gazetesi için yaptığı röportajlarla Anadolu insanını yalın bir gerçeklikle anlatır. Röportajın edebi bir tür haline gelmesinde, Yaşar Kemal’in bu gerçekçi röportajlarının payı oldukça fazladır.

Peki, Yaşar Kemal’in gazeteci ve röportajcı kimliği nasıl ortaya çıktı? 1950’li yılların başında doğduğu, gençliğinin geçtiği Adana’da, Çukurova’da, Kadirli’de rahat bırakmazlar Yaşar Kemal’i. Mahpuslar, gözaltılar ve ev baskınlarıyla canından bezdirirler onu. Çalıştığı en kötü işlerden bile komünist “damgasıyla” kovulur: “…En korkuncu da o, beni işe almaya korkuyor herkes. Örneğin batosta çalışıyorum, dünyanın en zor işi, on sekiz saat çalışılıyor, ben de 57-58 kilo bir vatandaşım. Herif geliyor o korkunç zordan bile beni işten atıyor… 5 yıllık yaşamım bu kovalamaca.”¹

Bütün bu zulümlere karşı, Yaşar Kemal’e tek çıkış yolu görünür: İstanbul’da Cumhuriyet gazetesinde çalışma. Asıl ismi Kemal Sadık Gökçeli’yken, hapishaneden yeni çıktığı ve tanınmaması gerektiği için Yaşar Kemal adını kullanır. Yaşar Kemal, Cumhuriyet gazetesinin isteğiyle Anadolu’yu karış karış gezer ve adım atmadık yer bırakmaz. Bir bakarsınız Ağrı Dağında Nuh’un Gemisi’nin peşinde, bir bakarsınız Suriye sınırında kaçakçılarla iç içe. Yaşar Kemal, bu röportajlarla insanları yaşar, onlarla nefes alır, onlarla hüzünlenir.

‘Yaz fermanımı hükümete’

Yaşar Kemal, Anadolu’da gördüklerini bütün çıplaklığıyla dile getirir. Köylülerle, ırgatlarla, kaçakçılarla yaptığı bu gerçekçi röportajlar bir anda herkesin dikkatini çeker. Röportajlar, toplumun merakla beklediği bir nehir röportaja dönüşür.

Yaşar Kemal, Anadolu’yu röportajlar için gezerken insanoğlunun dayanılmaz çaresizliğine tanık olur. Mağara tipi evlerde oturanlar, hayvanlarla beraber ahırda yaşayanlar, doktor görmeyen, radyo, tren nedir bilmeyen insanlarla konuşur, dertleşir: “Kusura bakma beyim yok. Yokluğun gözü çıksın. Benim de halim bu işte. Görüyorsun halimi. Yaz fermanımı hükümete.”²

Yaşar kemal, gazetede yayımlanan bu röportajlar sayesinde umarsızlığın pençesinde kıvranan insanların sesi olur. Van’dan Diyarbakır’a, Erzurum’dan Adana’ya… Gezip gördüğü duraklardan biri de ailesinin 1915’teki Rus işgalinden kaçmadan önce yaşadığı topraklardır: Van Muradiye ilçesinin Ernis köyü. Oradaki insanların kimsesizliği karşısında şaşırır Yaşar Kemal: “Köye girdik beklediğimizden beter çıktı. Gerçekte yer altında evler. Evlerin duvarları çok çok, yerden bir metre yükseklikte.”³

Dört köy yok oldu

Takvimler, 1952 yılının 3 Ocak tarihini gösterdiğinde Erzurum’un Pasinler ilçesinde 5.8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelir. Deprem, onlarca insanın ölümüne, yüzlerce evin yıkımına neden olur. Yaşanan faciadan otuz yedi köy etkilenir, binlerce insan ise kar, boran içinde evsiz kalır. Yaşar Kemal, yaşanan acıları yerinde görmek için hemen Erzurum’a gider. Gördükleri ve anlatılanlar karşısında yorgun düşer. Kime kulak verse hüzünlenir, yüreğine onulmaz bir acı işlenir:

“Ahır odasında toplanmış sabah çayı içiyorduk. Karım ev tarafına gitmişti. Zelzelenin silkelemesiyle kalkıp kaçmak istedik. Duvar üstümüze geldi. Benim belime bir şey değdi. Baş tarafım kapıdan dışarı çıktı. Karım ev tarafında sağlam kaldığı için beni çekti, çıkardı. Çocuklar bağırıyordu: Baba bizi kurtar! Kızlar ağlıyordu. Büyük oğlum da kızlara: Ağlamayın, babam şimdi bizi kurtarır diyordu… Yarım saat bağıra bağıra gözümün önünde öldüler. Nasıl kurtarabilirdim, üstlerinde tam bir metre don tutmuş toprak vardı… Son demine kadar oğlum: Ağlamayın kızlar, babam bizi kurtarır, diyordu. Kurtaracak, kurtaracak diye öldü.”³

Kaçakçılarla 25 gün

Yaşar Kemal, Suriye sınırındaki kaçakçılığı gözlemlemek için onlardan biri olur. Kaçakçılarla günlerce yatıp kalkar. Kendini de namlı Kaçakçı Hasan diye tanıtır. Hatta Halep’e afyon yüklü bir at götürmek için anlaşır: “Fakat benimki pek ucuza. Halep’e gidip gelmeyi elli Türk lirasına kestik. Elli lira ücretle, afyon yüklü bir at götüreceğim.”

Röportajlarında; yaşadığı, hayatı anlamlandırdığı toprakları -Çukurova’yı- da unutmaz Yaşar Kemal. Çukurova’da sıtmadan kırılan, yitip giden canları, ırgatları anlatan röportajlar yapar. Bu topraklarda ölümün ne kadar ucuz olduğunu okuyucuya gösterir: “Yaz gelip de pirinçlerin dibi göllenince… Pirinç tarlalarında gara bulut misali sivrisinekler sökün edince gör o zaman Çukurova insanının halini hal değil, irezillik oğlum… Yaz gelip de Çukurova göl olunca çocuklar dökülü dökülüverirler. Bizim adamlarımız sakallarına ak düşmeden ölürler.”³

‘Kalemimi kırarım’

“Bana bakın, ben öyle tatlı matlı yazı yazamam, kırarım bu kalemi” İşte, Yaşar Kemal, kalemini kırmamak için nice zulme, zalime savaş açar romanlarında, hikayelerinde, röportajlarında. Hayatın ta kendisidir, yaşadıkları, gördükleri. İnce Memed de odur, Erzurum depreminde göçük altında kalan da sınırda kurşunlar arasında kaçakçılık yapan da hiç doktor yüzü görmeyen de odur.

Kalemini zulme karşı kırmayan Yaşar Kemal, bundan 10 yıl önce 28 Şubat 2015’te aramızdan ayrılırken bizlere mücadelesini ve umudunu bırakır, hiç bitip tükenmeyen tebessümüyle.

“Bu zalim günler geçecek / Düşmanlar ağı içecek / Bundan sonra yeryüzünde / Çiçekler Ulaş açacak /…/ Bundan sonra yeryüzünde / Çiçekler dostluk açacak.”

¹ Yaşar Kemal, Ustadır Arı, Yapı Kredi Yayınları, 10. baskı, İstanbul, 2023

² Yaşar Kemal, Yanan Ormanlarda Elli Gün, Yapı Kredi Yayınları, 14. baskı, İstanbul, 2023

³ Yaşar Kemal, Nuh’un Gemisi, Yapı Kredi Yayınları, 19. baskı, İstanbul, 2023

⁴ Yaşar Kemal, Bugünlerde Bahar İndi, Yapı Kredi Yayınları, 10. baskı, İstanbul, 2023

EVRENSEL'İNMANŞETİ

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, bir süredir beklenen mesajı, DEM Parti İmralı heyeti aracılığıyla duyuruldu. Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısı yaptı. Açıklamada Suriye’deki Kürtlerin siyasi ve askeri durumuyla ilgili bir ifade yer almadı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et